Тракиядент група за здраве на устата и зъбите
Клон Черкезкьой
Ататюрк дж. Мехтап сокак №7
Черкезкьой-Текирдаг
Клон Чорлу Алипаша махаллеси,
булевард Четин Емеч,
№132/А, Чорлу-Текирдаг
Клон Люлебургаз
Коджасинан мах. Истасйон
джаддеси.No:38/А Люлебургаз
13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Diş Minesi Aşınması Ne Demek? Tedavisi Nasıldır?

Diş minesi aşınması oldukça yaygın görülen sorunlardan biridir. Dişin mine tabakası dış yüzeyidir ve sert bir yapıya sahiptir. Ancak buna karşın çeşitli hususlara bağlı olarak bu tabakada aşınmalar meydana gelebilir. Aşınma olması ise mine tabakasından daha yumuşak bir yapıya sahip olan dentin tabakasının zarar görebileceği anlamına gelir. Dentin tabakasının zarar görmesi durumunda dişte hassasiyet de oluşur. Dolayısıyla mine tabakasının aşınmasını önlemek gerekiyor. Önlemek adına neler yapılması ya da nelere dikkat edilmesi gerektiğine değineceğiz. Ancak öncesinde mine tabakasındaki aşınmanın nedenlerini ele alalım.

Diş Minesi Aşınmasının Nedenleri Nelerdir?

Öncelikle diş minesi aşınması probleminin sadece tek bir nedenden kaynaklanmadığını belirtelim. Farklı nedenlere ya da bazı alışkanlıklara bağlı olarak bu problem yaşanabilir. Söz konusu nedenlere dair şu şekilde bir sıralama yapabiliriz:

  • Asitli ve şekerli gıdaların çok fazla oranda tüketilmesi
  • Nişastalı yiyeceklerin sıklıkla tüketilmesi
  • Dişlerin çok fazla baskı uygulanarak fırçalanması
  • Kullanılan diş fırçasının kıllarının çok sert olması
  • Tırnak yeme alışkanlığına sahip olmak
  • Sert nesneleri ısırma alışkanlığına sahip olmak
  • Sert yiyecekleri ısırmak ve çiğnemek
  • Aşındırıcı özelliği olan diş macunlarının kullanılması
  • Dişlere sürtünen piercing gibi aksesuarlar kullanmak

Yukarıda sıraladığımınız nedenlerin dışında daha farklı bir nedene bağlı olarak da mine tabakasında aşınma olması mümkündür.

Diş Minesi Aşınmasının Belirtileri Nelerdir?

diş minesi aşınması belirtileri

Önemli olan diş minesi aşınması olması durumunda bunun farkına varmak ve bir an önce diş hekimine başvurmaktır. Bu noktada belirtiler hakkında da bilgi sahibi olunması gerekir. Elbette söz konusu aşınma bir anda meydana gelmez. Belirli bir zaman içerisinde gerçekleşiyor ve belirtiler de aşınma başladığında hemen yaşanmayabilir. Özellikle aşındırıcı özellikte diş macunları kullananlar, sert kıllara sahip diş fırçalarını tercih edenler aşınma sorununu daha erken yaşamaya başlar.

Dişlerin mine tabakasında meydana gelen aşınmada öncelikle gözle görünmeyecek kadar küçük çentikler oluşuyor. Bu aşama diş minesi aşınması probleminin ilk aşamasıdır. Bu küçük çentikler zaman içerisinde dişteki diğer bölümlerden daha koyu bir renk tonu kazanır. Bu dönemde dışarıdan dikkatli bir şekilde bakıldığında da aşınmanın görünmesi mümkün olabilir. Dişteki diğer bölümlerden daha koyu renk görünüyor olması, artık dentin tabakasının da açığa çıkmaya başladığı anlamına geliyor. Dentin tabakasına ulaşan aşınma durumunda ise ortaya çıkan en net belirti diş hassasiyetidir.

Bu durumda sıcak ya da soğuk yiyeceklerin, içeceklerin tüketilmesi halinde dişlerde sızlama da ortaya çıkabilir. Öyle ki dişin mine tabakasındaki aşınmanın en net belirtisinin de dişlerde sızlama olduğunu söyleyebiliriz. Elbette aşınma nedeniyle dişin orta kısmında yer alan pulpa tabakası da zarar görebilir. Ekşi yahut tatlı yiyeceklerin tüketilmesi sırasında hassasiyet yaşanabilir. Dişlerde hassasiyet hissedildiğinde diş hekimine zaman kaybetmeden başvurmak önemlidir. Bu sayede bir an önce gerekli tedaviye başlanabilir ve sorun ilerlemeden önlem alınabilir.

Diş Minesi Aşınması Tedavisi

Tedavi konusuna değinmeden önce önemli bir hatırlatma yapmakta fayda var. Diş hassasiyeti ile kendini belli eden diş minesi aşınması hastalar tarafından genellikle önemsenmiyor. Ancak bu aşınmanın diş kayıpları ile sonuçlanabileceğini unutmamak gerekiyor. Çünkü mine tabakasındaki aşınma zamanla diş çürüklerine neden olabilir. Diş çürüklerinin ihmal edilmesi durumunda ise dişin kurtarılması da güçleşir. Elbette diş hekimleri, dişteki çürük ne kadar ilerlemiş olursa olsun öncelikle dişi kurtarmaya yönelik tedavi seçeneklerini değerlendirir. Ancak her durumda da dişin kurtarılmasının mümkün olmadığını unutmamak gerekiyor. Dolayısıyla mine tabakasındaki aşınmanın neticesinde dişin çekilmesi zorunlu hale gelebilir.

Bu arada dentin tabakasının mine tabakası kadar sert bir yapıya sahip olmadığına daha önce değinmiştik. Şayet mine tabakasının aşınmasından kaynaklı olarak dentin tabakası da aşığa çıkarsa ağız içerisinde mevcut olan bakteriler ve diş plakları dişe çok daha ciddi düzeyde zarar vermeye başlayacaktır. Bu durumda diş çürükleri olduğunda dişin pulpa bölümü de zarar görebilir ve bu nedenle uygulanacak tedavi kapsamında dentin tabakasının kapatılması gerekir.

Tedavi planlamasında öncelikle dişin mine tabakasındaki aşınmanın ne oranda meydana geldiği belirlenmelidir. Aşınmanın henüz başlangıç evresine olması durumunda hassasiyetin giderilmesine yönelik bir tedavi uygulanır. Tedavi kapsamında ise lazer teknolojisinin de yardımıyla florürlü jel uygulaması gerçekleştirilir. Aşınmanın ilerlemiş olması durumunda bu tedavi ile başarı sağlanamaz. Dolayısıyla daha farklı tedavi seçeneklerine yönelmek gerekiyor. Aşınmanın ileri düzeyde olması halinde sıklıkla tercih edilen tedavilerin başında kompozit dolgu uygulaması geliyor. Alternatif olarak porselen lamina tedavisi de tercih edilebilir.

İlginizi çekebilir –> Dişlere Zarar Veren Alışkanlıklar

Diş Minesi Aşınmasını Önleme Yolları

diş minesi aşınması

Elbette bazı hususlara dikkat edilerek diş minesi aşınması önlenebiliyor. Bunun için istisnasız herkesin dikkat etmesi gereken unsurları şu şekilde sıralamak mümkündür:

  • Asitli yiyecek ve içecek tüketimi az olmalı ve tüketim sonrasında dişler fırçalanmalı
  • Asitli gıdaların tüketimi sınırlandırılmalı ve tüketim sonrasında ağız temizliği yapılmalı
  • Diş minesinde aşınmayı önleyen içeriklere sahip diş macunları tercih edilmeli
  • Kullanılan diş fırçasının kılları çok sert ya da çok yumuşak olmamalı
  • Ağız kuruluğu da dişlere zarar verdiğinden günlük su tüketiminin az olmamasına dikkat edilmeli
  • Rutin ağız ve diş sağlığı kontrolleri için diş hekimine gidilmeli
  • Diş fırçalama esnasında çok fazla baskı uygulanmamalı
  • Kalem ya da gözlük sapı ısırma, tırnak yeme gibi alışkanlıklar terk edilmeli
  • Çok sert yiyecekler dişlerle ısırılmamalı ve çiğnenmemeli

Yukarıda sıraladığımız unsurların tamamına maksimum düzeyde dikkat edilmesi halinde ağız ve diş sağlığının korunması da mümkün olacaktır.

İlginizi çekebilir –> Dişte Lezyon

Diş Minesi Kendini Yeniler Mi?

Maalesef diş minesi aşınması meydana geldiğinde bu sorun kendiliğinden düzelmek. Çünkü diş minesi kendi kendini onarabilme özelliğine sahip değildir. Aşınmanın meydana gelmesi durumunda mutlaka tıbbi tedavinin yapılması gerekiyor. Diş minesinin kendini onarmasını beklemek sadece beyhude bir çabadan öteye gitmez. Bu durumda aşınma devam eder ve neticesinde diş çürükleri gibi sorunlar ortaya çıkar. Dişin mine tabakasının neden kendini onaramadığı da merak edilen hususlar arasında yer alıyor.

Bunun nedeni ameloblast olarak adlandırılan hücrelerin dişin patlamasıyla beraber ölmesidir diyebiliriz. Bu hücrelerin ölmesiyle birlikte yerine yeni hücreler oluşmaz ve buna bağlı olarak da söz konusu tabakanın kendini onarması da teknik olarak imkansızdır. Diş renginde değişiklik ve koyulaşma, dişte hassasiyet, sızlama gibi şikayetleriniz olduğunda geç kalmadan diş hekimine başvurmanız gerekiyor.

Göz atın –> Diş Eti Çekilmesi

Diş Minesi Kaybının Sebebi Nedir?

Genel olarak diş minesi aşınması probleminin nedenlerini 2 başlıkta toplamak mümkündür. Bunların ilki dişlerin fırçalanması sırasında yapılan hata, diğeri ise dişte asit erozyonu olmasıdır.

  • Dişlerin Fırçalanmasıyla İlgili Hatalar

Yapılan yaygın hatalardan biri dişlerin fırçalanması sırasında fazla baskı uygulamak oluyor. Bu durum mine tabakasında aşınmaya yol açabilir. Ayrıca diş fırçasının kıllarının çok sert olması da diş fırçalamakla ilgili yapılan hatalardan biridir.

  • Dişlerde Asit Erozyonu Olması

Bunun nedeni ise tüketilen yiyecek ve içeceklerdir. Gıdalarda bulunan asit dişte erozyon olmasının başlıca nedenleri arasında yer alıyor. Mine tabakası asit nedeniyle yumuşuyor ve haliyle aşınmaya, zarar görmeye daha açık bir hale geliyor. Asitli gıdaların tüketilmesinin ardından 1 saat beklemek ve sonrasında ağız, diş temizliği yapmak gerekir. Bu konuda sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Ağız Yarası

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Bruksizm (Diş Sıkma) Nedir? Tedavisi Nasıldır?

Bruksizm en genel şekli ile kişinin uyku sürecinde dişlerini sıkması ya da dişlerini gıcırdatması olarak açıklanabilir. Kısaca diş sıkma olarak da adlandırılan bu sorunun toplumda bir hayli yaygın yaşandığını söyleyebiliriz. Özellikle geceleri ağzı açık bir şekilde uyuyan kişilerde çenenin ani bir hareketle kapanması ve bu esnada dişlerin de birbirine sürterek ses çıkarması şeklinde seyreder. Elbette söz konusu durum diş sağlığı açısından bir hayli zararlıdır. Nedeni ise farklı olabiliyor. Kimi zaman nörolojik sorunlar kimi zaman da stresli ve gergin bir yaşam sürme gibi nedenlerle bu problemin ortaya çıkabildiğini söyleyebiliriz.

Söz konusu problemin giderilmesi için nasıl bir tedavi uygulandığı merak ediliyor. Son yıllarda botoks işlemi ile yapılan tedavinin de bir hayli ilgi gördüğünü söyleyebiliriz. Tedavi seçeneklerine ve botoks uygulamasına da değineceğiz ve diş sıkmanın belirtilerini de ele alacağız. Ancak öncesinde nedenleri gözden geçirmekte fayda olacaktır.

Diş Sıkmaları Neden Oluşur?

Az önce de değindiğimiz gibi bruksizm pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabiliyor. Ülkemizde ve dünya genelinde bu sorunun nedenlerine dair yapılan araştırmalarda şu hususlar ortaya çıktı:

  • Stresli ve gergin bir kişiliğe sahip olmak
  • Genetik faktörler
  • Bazı hastalıkların tedavisinde kullanılan ilaçlar
  • Psikolojik problemler
  • Nörolojik sorunlar
  • Uyku süreciyle ilgili bozukluklar
  • Aşırı hassas bir kişiliğe sahip olmak
  • Ağız içi dokularda dengesizlik olması
  • Eksik ya da çürük diş problemi
  • Kullanılan diş protezlerinin hatalı olması

Söz konusu araştırmalar, migren ve huzursuz bacak sendromu problemleri yaşayan kişilerde diş sıkmanın daha yaygın görüldüğünü de gösteriyor. Bazı kişilerin gün içerisinde yaşadıkları fiziksel acı ya da ağrılar da gecesinde diş sıkmaya yol açabiliyor.  Diş gıcırdatma ya da sıkma gibi davranışlara sahip olan kişilerin büyük bölümünde uyku ile alakalı sorunların da olduğu saptandı.

Bruksizm Tedavisi Nasıldır?

diş sıkma tedavisi nasıldır

Son yıllarda bruksizm tedavisinde kullanılan yöntemler arasında botoks işleminin bir hayli ön plana çıktığını ifade edebiliriz. Botoks işleminden faydalananlar için söz konusu işlem oldukça konforlu bir tedavi seçeneği olabiliyor. Ağız içerisinde eksik diş olması ya da dişin fonksiyonlarıyla ilgili problemler de bu soruna yol açabildiğinden söz konusu sorunların giderilmesinin de bir tedavi yöntemi olabildiğini söyleyebiliriz. Diş yapısındaki bozuklukların geceleri diş sıkma eylemindeki etkisi sanılandan çok daha fazladır. Eksik dişlerin giderilmesi ve yapısal sorunların da düzeltilmesinin ardından ağızdaki bozuk kapanış giderilebiliyor ve bu sayede dişlerin sıkılması, gıcırdatılması gibi problemler de ortadan kalkabiliyor.

Genellikle halk arasında bu durumun sadece stres ve endişeden kaynaklandığı düşünülüyor. Ancak fiziksel unsurların da buna yol açabildiğini göz ardı etmemek gerekir. Dolayısıyla hastaların ağız ve diş muayenesinden geçmesi, şayet yapısal sorunlar, eksik diş sorunları varsa giderilmesi oldukça mühimdir. Bu arada diş sıkma psikolojik sorunlardan yahut nörolojik problemlerden de kaynaklanabiliyor. Buna bağlı olarak tedavinin diş hekimi, nörolog ve psikolog tarafından ortak bir yol haritası ile gerçekleştirilmesine ihtiyaç doğabiliyor.

Tedavi seçeneklerinden bir diğeri de plaklardır. Dişleri koruma ve stabilize etme özelliği bulunan bu plaklar hastaya özel olarak hazırlanıyor. Bu plaklar dişlerin birbirine sürtünmesini de önleyebiliyor ancak kas aktivitesinde % 50 gibi yüksek bir oranda artışa yol açabildiği de biliniyor. Dolayısıyla uzun yıllar tercih edilmiş bir tedavi prosedürü olsa da günümüzde artık plak kullanımının çok fazla ilgi gören bir tedavi olmadığını söyleyebiliriz. Zira plak kullanımı diş sıkmayı önlemiyor sadece dişlerin bu eylemden zarar görme olasılığını düşürüyor.

Aynı zamanda hastaların bu plaklarla uykuya dalma konusunda sorunlar yaşıyor olması da önemlidir. Buna bağlı olarak her 100 hastadan sadece 20’si hazırlanan plakları 1 yıl gibi bir süre boyunca kullanabiliyor. Diğer hastalar ise duydukları rahatsızlık nedeniyle plak kullanımını kısa zamanda bırakıyor.  Bu hasta grubu için de botoks uygulamasının daha konforlu ve daha kolay bir tedavi seçeneği olduğunu söyleyebiliriz.

Bruksizm Belirtileri Nelerdir?

Çoğunlukla hastada bruksizm probleminin olduğu yapılan rutin diş kontrollerinde ya da bir sorun nedeniyle yapılan diş muayenesinde diş hekimi tarafından fark ediliyor. Özellikle yalnız yaşayan kişilerde sorunun ancak bu şekilde tespit edilebildiğini söyleyebiliriz. Nedeni ise diş sıkmanın geceleri uyku sırasında gerçekleşen bir eylem olmasıdır. Sorunun tespit edilememesi, tedavinin uygulanmaması ve ilerlemesi durumunda ise ortaya çıkan belirtileri şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Eklemlerde ve kaslarda ağrı
  • Kulaklarda ağrı
  • Migren problemi
  • Sabahları uyanıldığında dişlerde ve çene kemiğinde ağrı hissetme
  • Diş eti hastalıklarının gelişmesi
  • Dişlerde kırılma, aşınma yahut sallanma olması
  • Kemik kaybı
  • Dişlerde sıcak ve soğuğa karşı hassasiyet gelişmesi

Bazı hastalarda da nadir olarak çenede kilitlenme olabiliyor. Özellikle sabahları uyandığınızda dişlerinizde, çene kemiğinde ağrı hissediyorsanız ve bu ağrı gün içerisinde azalarak geçiyorsa diş sıkmanın mevcut olma ihtimali yüksektir. Bu ve benzeri belirtilerin ortaya çıkması halinde olası en kısa zaman içerisinde diş hekimine başvurulması önem taşıyor.

Bruksizm Botoks Nedir?

Son yıllarda bruksizm sorunu yaşayanlar için ideal bir tedavi seçeneğine dönüşen dental botoks uygulaması cerrahi bir müdahale değildir. Sadece botoks materyalinin ilgili alana enjekte edilmesi şeklinde gerçekleştirilen bir uygulamadır. Kasın fonksiyonunda geçici bir azalma sağlayan bu işlem dişlerin sıkılmasını da önlüyor. Üstelik oldukça kısa zamanda etki eden bir tedavi prosedürüdür. Sadece birkaç gün içerisinde söz ettiğimiz azalma etkisi kendini belli ediyor. Uygulamanın etkisi genellikle 4 ay ile 6 ay arasıdır ve sonrasında yeniden botoks yapılması da mümkündür.

Bruksizm Botoks Fiyatları Ne Kadar?

Diş hekiminin deneyimi ya da hangi botoks materyalinin kullanıldığı gibi unsurlara bağlı olarak bruksizm botoks fiyatları da değişebiliyor. Dolayısıyla diş sıkmanın tedavisinde kullanılan bu uygulamanın fiyatına dair net bir rakamdan söz etmemiz yanıltıcı olabilir.

Bruksizm (Diş Sıkma) Nasıl Geçer?

Eğer siz de bruksizm problemi yaşıyorsanız öncelikle buna neden olan unsurun belirlenmesi gerekiyor. Mutlaka diş hekiminden randevu alarak muayene olmalısınız. Söz konusu problemin geçmesi için sorunun kaynağının ortadan kaldırılması gerekiyor. Eğer sorunun kaynağı tespit edilemezse bu durumda dental botoks uygulamasından da faydalanılabilir.

İlginizi çekebilir –> Dişlere Zarar Veren Alışkanlıklar

Bruksizm Risk Faktörleri Nelerdir?

Öncelikle diş sıkma davranışının dişlere ve diş etlerine zarar vermekle kalmayıp çene kemiklerine bile zarar verebildiğini belirtmeliyiz. Bu nedenle tedavinin yapılmaması durumunda hastalar çeşitli diş ve diş eti rahatsızlıkları da yaşamaya başlıyor. Dişte çatlak olması, diş eti çekilmesi gibi sorunlar ise oldukça yaygın yaşanır.

Göz atın –> Diş Minesi Aşınması

Diş Gıcırdatma Ne Gibi Sorunlara Yol Açar?

Genel olarak diş sıkma nedeniyle ortaya çıkabilecek sorunlara aşağıdaki örnekleri verebiliriz:

  • Dişlerde aşınma
  • Eklem ve dokularda gerileme
  • Diş ve kemik ağrısı
  • Diş minesinde çatlak veya kırık
  • Dişlerde renklenme
  • Sıcak ve soğuk hassasiyeti
  • Diş eti çekilmesi
  • Kemik erimesi
  • Çiğneme kaslarının büyümesi nedeniyle yüz şeklinin değişmesi

Siz de bruksizm hakkında sorularınızı hemen yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Ağız Yarası

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 2 Yorumlar

Ağız Yarası Nedir? Neden Olur? Ne İyi Gelir?

Ağız yarası toplumda yaygın görülen rahatsızlıklardan biridir ve kimi zaman günlük hayatı sıkıntıya sokabilir. Özellikle beslenme, konuşma ya da yutkunma sırasında acı veriyor olması nedeniyle bu sorunu yaşayanlar için söz konusu yaralar bir hayli rahatsızlık verici olabiliyor. Ağız yaralarının bazen kendi kendine iyileşmesi de söz konusu olabiliyor. Bazen de yaralar iltihaplı bir boyut kazanıyor ve aft olarak adlandırılan problem gözlemlenebiliyor.

Bilindiği gibi aft, ağrıya da neden olan bir sorundur. Dolayısıyla hastayı rahatlatmak adına tedavinin de uygulanması gerekir. Ağız yaralarının sıklıkla tekrarlaması ise çeşitli hastalıkları işaret edebilir. Bu nedenle göz ardı edilmemesi gereken yaralar olduklarının altını çizelim. Belirtilerinin neler olduğuna ya da nasıl bir tedavi uygulandığına da değineceğiz. Öncelikle ağız yaralarının nasıl oluştuğunu daha yakından inceleyelim.

Ağız Yarası Nasıl Oluşur?

Tıbbi açıdan bakıldığında ağız yarası ağız içi mukozal dokudaki hasarlar olarak değerlendirilir. Yaralar damaklarda olabildiği gibi dilde, dil altında, diş etlerinde ya da yanakların iç dokularında da meydana gelebiliyor. Bakteriyel enfeksiyonlar ağız yaralarının oluşmasındaki etkenlerden biridir. Ancak bazen de sert gıdaların ısırılması, çiğnenmesi, virüsler hatta uçuklar da bu yaraların meydana gelmesine yol açabiliyor.

Bu nedenle ağız yaralarına sadece dış faktörlerin değil iç faktörlerin de neden olabildiğini söyleyebiliriz. Yapılan araştırmalar, ağız yaralarının kadınlarda daha sık görüldüğünü gösteriyor. Hastalar ağız yaralarının kendi kendine geçmesini beklemeyi tercih ediyor olsa da birkaç gün zaman geçmesine karşın bir iyileşme söz konusu değilse mutlaka tıbbi yardım alınmalıdır.

Ağız Yarası Belirtileri Nelerdir?

ağız yarası belirtileri

Her bireyde ağız yarası belirtileri ya da bu belirtilerin şiddeti aynı olmayabilir. Genellikle bu yaralar aşağıdaki belirtiler ile kendini belli eder:

  • Yaraların çıktığı bölgede kızarıklıklar olması
  • Yara bölgesinde iltihaplı bir görünüm
  • Hafif şişlikler meydana gelmesi
  • Yaranın olduğu bölgede ve çevresinde hassasiyet gelişmesi
  • Ağrı, acı ya da sızlama
  • Yemek yeme sırasında güçlük çekme
  • İştahta azalma
  • Yara bölgesinde daimi bir batma hissi
  • Yüksek vücut ateşi
  • Diş fırçalama ya da gargara yapma gibi eylemler sırasında acı hissetme

Her ağız yarasında sıraladığımız belirtilerin tamamı ortaya çıkmaz. Örneğin yüksek ateş sadece virüs kaynaklı ağız yaralarında, iltihaplanma tablosu ortaya çıktığında yaşanır. Bu nedenle belirtilerin tamamı gözlemlenmiyor olsa da tedavi için başvurmakta fayda var.

Ağız Yarası Nedenleri Nelerdir?

Fiziksel bazı faktörler ağız yarası probleminin ortaya çıkmasının yaygın nedenidir. Ancak mikroorganizmalardan kaynaklı olarak da bu sorunun yaşanabileceğini unutmamak gerekiyor. Genellikle göz ardı edilen unsurlar ise psikolojik faktörlerdir. Stres, üzüntü, kaygı gibi durumlarda da söz konusu yaralar çıkabilir. Yani bir başka deyişle ağız içi mukoza psikolojik unsurlardan da etkilenebilir. Ancak psikolojik kaynaklı olan ağız yaraları çoğu zaman birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçer. Genel olarak bu yaraların nedenleri hakkında şu sıralamayı yapabiliriz:

  • Genetik ya da bazı sistemik rahatsızlıklar
  • Vitamin yahut mineral eksiklikleri
  • Tedavilerde kullanılan bazı ilaçlar
  • Kullanılan ilaçlara ya da tüketilen gıdalara vücudun alerjik reaksiyon göstermesi
  • Vücudun hormon dengesinde değişimler olması
  • Asitli yiyecek ve içeceklerin aşırı oranda tüketilmesi
  • Alkollü içeceklerin tüketilmesi
  • Ağız ve diş temizliğinin, bakımının ihmal edilmesi
  • Tütün ürünleri kullanımı
  • Kimyasal maddeler ile ağız içi dokuların temas etmesi
  • Kullanılan ağız bakım ürünlerinin kalitesiz olması
  • Dişlerde ve diş etlerinde mevcut olan yapısal sorunlar
  • Bağışıklık sisteminin zayıflamış olması
  • Bakteri ve virüs gibi mikroorganizmalar
  • Sert ya da sivri uçlu gıdaların ısırılması, çiğnenmesi

Ağız Yarası Tanısı Nasıl Konulur?

ağız yarası tanısı nasıl konur

Elbette ağız yarası tanısı konması için mutlaka ileri tetkikler yapılmasına ya da çok detaylı muayenelere gerek yok. Basit bir gözlem ile tanı konabiliyor. Hastalar kendileri de bir ayna ile bu yaraları çıplak gözle görebilir. Kimi zaman yaralar boğaza yakın bir yerde konumlanabilir ve bu durumda da diş hekimleri tıbbi aparat kullanarak yaraları görerek tanı koyabiliyor. Şayet yaralar birkaç gün içerisinde iyileşmediyse ya da zaman içerisinde daha da ilerleme kaydediyorsa mutlaka tedavinin yapılması gerekiyor. Bu gibi durumlarda söz konusu yaralar daha detaylı bir incelemeden geçirilir.

Kimi zaman yara görünümü oldukça küçüktür ancak ciddi bir ağrı söz konusudur. Kimi zaman da yara görünümü yoktur ancak kızarıklık ya da beyaz noktacıklar şeklinde bir görünüm mevcut olur. Elbette bu gibi durumlarda da diş hekimine başvurulması gerektiğini unutmayın. Tedavide dikkate alınan temel unsur bu yaraların neden çıktığı yani sebebi oluyor. Nedenin ortadan kaldırılmasını hedefleyen tedavilerin uygulandığını söyleyebiliriz. Çok ender durumlarda ağız içerisinden kültür alınabilir. Virüs kaynaklı yaraların söz konusu olması durumunda kültürün laboratuvarda incelenmesine ihtiyaç doğabilir. Bu sayede nasıl bir tedavi uygulanacağı da belirlenecektir.

Ağız Yarası Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Az önce de değindiğimiz gibi ağız yarası tedavisinde öncelikli olarak değerlendirilen husus yaranın neden çıktığı oluyor. Zira tedavi, yaranın kaynağını ortadan kaldırmaya yönelik olarak planlanıyor. Çoğu zaman ağız yaralarının birkaç gün içerisinde kendiliğinden geçiyor olması nedeniyle bir tedavi uygulanmasına da gerek duyulmaz. Ancak aradan 1- 3 gün geçmesine karşın yaranın mevcudiyetini koruması, iltihaplanması, yaşanan ağrının zaman içerisinde şiddetleniyor olması gibi durumlarda mutlaka tedavi de uygulanmalıdır.

Şayet virüslerden, mikroorganizmalardan kaynaklanan bir yara durumu söz konusu ise hastaların antibiyotik ilaç kullanması gerekir. Reçete edilen ilaçların düzenli bir şekilde kullanımı durumunda kısa zamanda yaralarda iyileşme süreci de başlar. Çünkü ağız içi dokularda iyileşme çok fazla zaman almaz. İlaç kullanımının kısa zamanda etkisini göstermesi mukozal dokunun hızlı iyileşmesinden de kaynaklanır.

Eğer ağız yaralarına neden olan unsur diş ya da diş etlerindeki yapısal sorunlarsa, piercing gibi aksesuarlar ise bu durumda ilaç tedavisi ile başarı elde edilmesi mümkün olmayacaktır. Dolayısıyla daha farklı tedavi seçenekleri değerlendirilir ve yaraların nedenini farklı tedaviler ile ortadan kaldırılması sağlanır. Sonuç olarak ağız yaralarında her durumda aynı tedavilerin uygulanmadığını söyleyebiliriz. Yaranın nedenine bağlı olarak uygulanan tedavi prosedürleri de değişebilir.

İlginizi çekebilir –> Hamilelikte Diş Sağlığı

Ağız Yarasına Ne İyi Gelir?

Hastalar ağız yarası nedeniyle acı yaşayabiliyor ve bu nedenle ağız temizliğini ihmal edebiliyor. Ancak bu yaralara en iyi gelen unsur ağız ve diş temizliğidir. Ağız içerisinin temiz tutulması ve bu nedenle de diş fırçalama, diş ipi ile diş temizliği yapılması gibi eylemlerin asla ihmal edilmemesi gerekir. Ilık su içerisine tuz atılması ve tuzlu su ile gargara yapılması da hastaları rahatlatabiliyor. Tuzlu su ile gargara yapılması yöntemi günde birkaç defa uygulanabilir. Aşırı sıklıkla gargara yapılması ise zararlı olabilir.

Göz atın –> Bruksizm Nedir

Ağız Yarası Çeşitleri Nelerdir?

Halk arasında ağız yarası olarak adlandırılan yara çeşitleri şöyledir:

  • Aft

Sık yaşanan bir sorundur ve üst kısmı beyaz olur. Ağzın çeşitli yerlerinde çıkabilir ve yer değiştirebilir.

  • Uçuk

Genellikle dudakların çevresinde görülür ve kimi zaman ağız içerisine doğru da ilerleme kaydeder. İçi sıvı dolu bir kabarcık görünümündedir.

  • Pamukçuk

Çoğunlukla protez diş kullananlarda ve bebeklerde görülen bir sorundur. Mantar türünde bir yara olduğunu söyleyebiliriz.

  • Eritroplaki

Kırmızı renktedir ancak kabarık bir görünüm sergilemez. Ağızdaki yaralarla alakalı olan sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Dişlere Zarar Veren Alışkanlıklar

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Inlay Onlay Dolgu Nedir? Kişiye Özel Nasıl Yapılır?

Inlay onlay dolgu uygulaması dişlerin korunmasını sağlayan ve aynı zamanda problemli dişlerin restorasyonuna olanak tanıyan işlemlerden biridir. Toplumda bu uygulamanın kişiye özel dolgu gibi isimlerle de anıldığını söyleyebiliriz. Klasik dolgu uygulamalarından pek çok yönü ile ayrılan bu işlem son yıllarda daha fazla ilgi görmeye başladı. Dişle ilgili yaşanan bazı problemlerin giderilmesine önemli katkılarda da bulunan söz konusu işleme dair merak edilen tüm konulara açıklık getireceğiz. Söz konusu uygulamanın neden tercih edildiği konusunu da ele alacağız. Ancak öncesinde bu dolgu işleminin ne olduğunu açıklayalım.

Inlay Onlay Nedir?

Dişte çürük olması durumunda öncelikle çürük dokular temizlenir ve sonrasında kalan boşluk da dolgu ile kapatılır. Bu işlemin yapılması için hastanın mutlaka kliniğe gelmesi gerekiyor. Günümüzde genellikle çürüğün temizlenmesi ve ardından dolgu işleminin yapılması sadece tek bir seansta gerçekleştiriliyor. Bazen de dolgu uygulamasının ağız dışında yapılması ve hastaya sonradan takılması da mümkün olabilir. İşte bu yöntemle gerçekleştirilen dolgu uygulaması inlay onlay dolgu olarak adlandırılıyor.

Söz konusu uygulamanın ilk aşamasında öncelikle çürüğün dişten arındırılması gerekiyor. Bunun için de hastanın mutlaka kliniğe gelmesi gerekecektir. Çürüğün tamamen dişten tahliye edilmesinin ardından ölçü alınması aşamasına geçiliyor. Ölçünün alınmasının ardından çürüğün temizlenmesi ile ortaya çıkan boşluk geçici dolgu maddesi ile kapatılıyor. Bu geçici dolgunun hastada herhangi bir rahatsızlık yaratmadığını da belirtmeliyiz. Alınan ölçüler doğrultusunda kalıp hazırlanıyor ve kalıp yardımıyla kompozit porselen dolgu hazırlanıyor. Ardından hazırlanan bu dolgunun hastanın dişine yerleştirilmesi sağlanıyor.

Bu dolgu uygulamasında dolgunun ağız dışında hazırlıyor olması, diş hekimleri için daha ideal bir çalışma ortamı anlamına geliyor. Dolayısıyla restorasyonun sınırlarının çok daha güzel olması ve beraberinde kenar sızıntısı probleminin de yüksek oranda azaltılmasının da mümkün hale geldiğini belirtebiliriz. Ağız içerisinde dolgunun yapılması durumunda tükürük, kan ya da nem gibi etkenler de mevcut oluyor. Ağız dışında dolgunun yapılması durumunda bu etkenler de ortadan kalkıyor. Dolayısıyla dolgunun sertleşmesi ya da yapışma kalitesi de daha iyi oluyor.

Overlay Dolgu Nedir?

Halk arasında inlay onlay dolgu kadar overlay dolgunun ne olduğu da merak ediliyor. Dişlerde madde kayıplarının olması durumunda bu kaybı gidermek için porselen materyalin kullanıldığı dolgular overlay dolgu olarak adlandırılıyor. Her diş çürüğü durumunda mevcut problemin klasik dolgu uygulamaları ile giderilmesi mümkün olmuyor. İşte bu durumda da devreye giren işlemlerden biri overlay dolgulardır. Söz konusu dolgu uygulaması da son derece dayanıklı bir yapıya sahip oluyor ve uzun süre sorunsuz bir şekilde kullanılabiliyor. Bununla birlikte gayet estetik bir görünüm sunduğu bilgisini de aktarabiliriz.

Inlay Onlay Dolguları Neden Tercih Etmeliyim?

inley onley dolguları neden tercih etmeliyim

Elbette inlay onlay dolgu uygulamasının tercih edilmesinde pek çok faktör etkili oluyor. Öncelikle bu dolgu işleminin yapılması sırasında dişteki madde kaybının daha az olduğunu söyleyebiliriz. Dolgu uygulamalarında madde kaybının az olması büyük önem taşıyor. Bu nedenle sadece bu özelliği bile söz konusu işlemin sıklıkla tercih edilmesinin nedenlerinden biridir. Bununla birlikte bahsettiğimiz dolgu uygulaması diş ve diş etleri açısından da çeşitli avantajlar sunmayı başarıyor. Hastadan alınan ölçüler doğrultusunda laboratuvar ortamında hazırlanan dolgular adhesive sistemlerle dişe uygulanıyor. Bu aşamaların hiç biri komşu dişlere ya da diş etlerine bir zarar vermiyor. İşlemin kısa zamanda tamamlanıyor olması ise hastalar açısından önemli bir avantaj olarak karşımıza çıkıyor.

Estetik Açıdan Daha Mı İyi?

Amalgam dolgular günümüzde kullanılan dolgu çeşitleri arasında en dayanıklı olanlardır. Bununla birlikte inlay onlay dolgu uygulamasının da amalgam dolgulara nazaran estetik açıdan daha iyi bir görünüm sunduğunu söyleyebiliriz. Gayet doğal bir görünüm sergiliyor olması da bu dolgu uygulamasının sıklıkla tercih edilmesinin nedenleri arasında yer alıyor. Sonuç olarak ‘estetik açıdan daha mı iyi’ sorusunun yanıtı ‘evet’ olacaktır.

Inlay Onlay Dolgu Fiyatları Ne Kadar?

Diğer dolgu uygulamalarında olduğu gibi inlay onlay dolgu işleminde de fiyatlar farklılık gösterebilir. Her hasta için aynı fiyatlandırmanın yapılamadığını belirtmeliyiz. Diş hekiminin deneyimi, hangi dişe dolgu uygulamasının yapılacağı fiyatları etkilene hususlar olarak karşımıza çıkıyor. Bununla birlikte dolgu uygulamasından önce dişe kanal tedavisinin yapılıp yapılmayacağı da yine fiyatı etkileyen bir diğer unsurdur. Dolgu uygulamasında hangi kalitede porselen materyalin kullanıldığı da fiyat noktasında önemli bir hususa dönüşüyor. Tüm bu unsurlar bir arada değerlendirildiğinde fiyatların farklılık göstermesinin gayet normal bir durum olduğunu söyleyebiliriz. Sadece bu işlemden faydalanmak için klasik dolgu uygulamalarına nazaran bir miktar daha yüksek bir bütçe ayırmak gerekir. Ancak net bir rakam belirtmemiz için hangi dişe işlemin yapılacağı gibi bilgilerin belirlenmesi gerekiyor.

İlginizi çekebilir –> Fiber Post Uygulaması

Porselen Dolgunun Konvansiyonel Diş Dolgularına Göre Avantajları

porselen dolgunun avantajları

Daha önce de söz ettiğimiz gibi inlay onlay dolgu uygulaması diğer dolgu uygulamaları ile kıyaslandığında bazı avantajlar ön plana çıkıyor. Bu avantajlara şu örnekler verilebilir:

  • Doğal Görünüm

İşlemde tercih edilen dolgu materyali porselendir. Işık geçirgenliği yüksek olduğundan gayet doğal bir diş görünümü elde edilebilir. Dolayısıyla estetik anlamda gayet ideal bir dolgu seçeneğidir.

  • Uzun Kullanım Ömrü

Söz konusu dolgu uygulamasının kullanım ömrü de gayet uzundur. Özellikle ağız dışında hazırlanıyor olması nedeniyle tükürük ve kan gibi etmenlerden uzak bir ortam söz konusu oluyor. Daha az polimerizasyon büzülmesi ile beraber hazırlanan dolgunun kullanım ömrü da beklentileri karşılıyor. Ayrıca aşınma ya da çiğneme basıncı gibi kuvvetlere de dayanıklı bir dolgu uygulamasıdır.

  • Komşu Dokuların Korunması

Çürüğün dişten arındırılmasının ardından hastadan ölçü alınması ve bu ölçüye uygun şekilde dolgunun hazırlanması, komşu dişlerin ve diş etlerinin bu dolgudan zarar görmesini de engeller.

  • Minimum Kenar Sızıntısı Riski

Elbette laboratuvar ortamında dolgunun hazırlanıyor olması da başlı başına önemli bir avantajdır. Çünkü bu sayede çok daha rahat bir çalışma izlenebilir. Restorasyon sınırlarının daha ideal bir şekilde belirlenmesi sağlanır ve kenar sızıntıları riski de gayet düşük seviyeye çekilebilir. Bir anlamda dolgu uygulamasının ardından dişin eskisi kadar işlevsel olması sağlanır da diyebiliriz. Minimum kenar sızıntısı riski de önemli bir avantajdır.

Göz atın –> Empress Kuron Kaplama

Porselen Dolguların (Inlay Ve Onlay) Temizliği Ve Bakımı Nasıl Olmalıdır?

Hastalar inlay onlay dolgu işleminin ardından ağız ve diş temizliğine, hijyene ve bakıma büyük oranda önem vermelidir. Porselen dolgu materyalinin kullanılıyor olması çeşitli avantajlar sunuyor olsa da dişlerin temizliğinin ve bakımının ihmal edilmesi durumunda ağız ve diş sağlığı olumsuz etkilenir. Bu nedenle dişler düzenli olarak fırçalanmalı ve diş ipi yardımı ile diş aralarında kalan artıklar da mutlaka temizlenmelidir. Rutin diş kontrollerinin aksatılmaması da yine önem verilmesi gereken unsurlardan bir diğeri olarak karşımıza çıkar.

Yapılan restorasyonun ömrüne dair net bir süre verilemez çünkü bu süre her hastada aynı olmaz. Hangi dişe uygulandığı, çiğneme basıncı ve hastanın dolgu uygulaması sonrasında ağız ve diş sağlığına ne kadar önem verdiği, restorasyonun ömrünü etkileyen faktörlerdir. Bu işleme dair merak ettiğiniz soruları yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Bonding Uygulaması

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

İmplant Sonrası Ağrı Olur Mu? Kaç Gün Sürer?

İmplant sonrası ağrı konusu bu işlemden faydalanarak eksik diş probleminden kurtulmak isteyenlerin gündeminde yer alıyor. Eksik dişlerin tamamlanması için günümüzde en çok tercih edilen uygulamaların başında implant geliyor. Özellikle takılıp çıkarılabilme özelliği taşıyan protez dişleri kullanmak istemeyenler için bu seçenek çok daha cazip olabiliyor. İmplant uygulamaları tek bir diş eksiğinin olması durumunda tercih edilebileceği gibi birden fazla sayıda diş eksiği olması durumunda da devreye girebilen bir işlemdir. Elbette bu materyalin hangi maddeden yapıldığından ağrının kaç gün sürdüğüne kadar pek çok sorunun yanıtı merak ediliyor. Bu konuları hemen detaylı bir şekilde ele almaya başlayalım.

İmplant Yerleştirilmesi Sırasında Ağrı Hissedilir M?

İmplant uygulamalarında ağrı genellikle işlemin sona ermesi ve anestezi etkisinin sonlanması ile birlikte çok hafif düzeyde yaşanabiliyor. Yani implant sonrası ağrı olabiliyor. Ancak ağrının her 10 hastadan 1’inde görüldüğünü belirtebiliriz. İmplantın yerleştirilmesi sırasında acı ya da ağrı hissedilmiyor. Nedeni ise işleme başlanmadan önce anestezi uygulaması yapılıyor olmasıdır. Lokal anestezi ile implantın yerleştirileceği bölgede uyuşma sağlanıyor. Bu sayede hasta için konforlu bir süreç eşliğinde işlemin tamamlanması sağlanıyor. Bazı durumlarda sedasyon anestezinin tercih edilebileceğini de söyleyebiliriz. Anestezinin etkisi devam ettiği müddetçe hasta acı yahut ağrı hissetmiyor.

Bu işlem sırasında diş etinin açıldığının ve aynı zamanda hastanın çene kemiğine bir müdahalenin gerçekleştirildiğini belirtmeliyiz. Çene kemiğine vidaya benzerlik gösteren bir tıbbi materyal yerleştiriliyor. Bu işlemin yapılabilmesi için de diş etinin bir miktar açılmasına ihtiyaç oluyor. Tüm bu işlemlere bağlı olarak uygulama sonrasında, anestezinin de etkisinin geçmesi ile birlikte çok hafif düzeyde bir acı hissedilmesi elbette çok normaldir.

Ağrının şiddeti ise kişiden kişiye farklılık gösterebiliyor. Bunun nedeni her bireyin ağrı eşiğinin farklı olabilmesidir. Çoğu zaman hastalar işlemden 1 gün sonra ağrı kesici ilaç kullanmaya gerek duymazlar. Sonuç olarak ‘dayanılmaz’ derecesinde bir ağrı olması da beklenmez. Bu düzeyde bir ağrının olması durumunda diş hekiminiz ile görüşmenizde ve bilgi vermenizde fayda olacaktır.

İmplant Sonrası Ağrı Kaç Gün Sürer?

Sıklıkla merak edilen hususlardan bir diğeri de implant sonrası ağrı süresidir. Hastalar işlemden sonra ne kadar süre ile ağrı yaşayacaklarını bilmek istiyor ve hazırlıklı bir şekilde tedaviye başlamayı hedefliyor. Hastanın ilaçlarını kullanması durumunda ağrı şikayeti çoğunlukla olmaz. Ender durumlarda işlemin yapıldığı gün çok hafif derecede ağrı hissedilebilir. Bu ağrı da ilaç kullanımı ile ortadan kaldırılabilir.

Burada bilinmesi gereken husus, ağrının hastaların günlük hayatını etkileyecek kadar şiddetli olmadığıdır. Çoğu hasta implantın yerleştirilmesinin ardından evde istirahat etmeye ihtiyaç duyacak kadar şiddetli bir ağrı yaşamıyor. Aynı zamanda beslenmeyi ya da konuşmayı tamamen kesecek bir durum da gelişmiyor. İmplantın yerleştirilmesinin ardından hastalar rahatlıkla konuşabilir. Sadece sert gıdaların çiğnenmesi noktasında bazı sorunlar yaşanabilir. Zira birkaç gün boyunca zaten sert gıdaların çiğnenmesi önerilmiyor. Sonuç olarak implantın yerleştirilmesinin ardından yaşanan ağrı konusunda hastaların ciddi endişeler yaşamalarına hiç gerek yok.

İmplant Sonrası İyileşme Süreci Nasıl Gerçekleşir?

İyileşme sürecinde etkili olan unsurların başında, hastaların dokularındaki iyileşme hızıdır. Tıpkı implant sonrası ağrı gibi bu husus da kişiden kişiye değişkenlik gösterebildiğinden iyileşme sürecinin tamamlanması her hastada aynı zamana tekabül etmeyebiliyor. Çoğu zaman ağrı tamamen geçmiş olur ancak dokulardaki iyileşme tamamen gerçekleşmemiştir. Bu nedenle ağrı geçtiğinde de diş hekimi tarafından önerilen hususlara hastaların dikkat etmesi önemlidir. Eğer sorunsuz bir iyileşme süreci yaşamak isterseniz İyileşme sürecinde bazı hususlara dikkat etmelisiniz. Bu hususlara birkaç kısa örnek verebiliriz.

  • İmplant tedavisinin uygulanmasını takiben birkaç saat boyunca yiyecek ve içecek tüketilmesi önerilmez.
  • Kanamanın artmasına yol açabiliyor olması nedeniyle işlemin yapılmasının ardından 24 saat boyunca sıcak yiyecek ve içeceklerden uzak durulması tavsiye edilir.
  • İmplant sonrası hafif şişme olabileceğini unutmayın ve bu durumda soğuk kompres uygulanabilir. Ancak aşırı düzeyde soğuk kompres uygulamaktan da kaçınmalısınız.
  • Diş etlerindeki iyileşme de tamamlanana kadar sert yiyecekleri ısırmaktan ve çiğnemekten uzak durmalısınız.
  • İmplant uygulaması sonrasında ağrı olması nedeniyle çoğu hasta ağız ve diş temizliğini ihmal ediyor. Ancak ağız hijyeni iyileşme süresinde en önemli hususlardan biridir ve ihmal edilmemelidir.
  • Etkin bir ağız ve diş temizliği için dişleri fırçalamaya ve diş ipi kullanmaya devam etmelisiniz.
  • İşlem sonrası şişme olabileceğinden söz etmiştir. Şişme olması normaldir ancak aşırı şişme olması ve şişliğe yüksek ateş, kötü kokulu akıntının eşlik etmesi gibi durumlarda kontrol gününü beklemeden diş hekiminize bilgi vermelisiniz.

İmplant Tedavi Sonrası Ağrı Kesici Alınır Mı?

Hastalar implant sonrası ağrı yaşadıklarında ağrı kesici ilaç alabilir. Ancak kesinlikle sadece diş hekiminiz tarafından önerilen ağrı kesici ilacı kullanmalısınız. Gelişigüzel ilaç kullanımı sağlığa zarar verebilir. Bilindiği gibi ağrı kesici ilaçların amacı aynı olsa da etken maddeleri farklı olabiliyor. Bu nedenle diş hekiminizin reçete ettiği ağrı kesici ilacı kullanmanız son derece önemlidir. Aynı zamanda sadece belirtilen dozajda ve sıklıkta kullanılması da önem taşıyor. Ağrı kesici ilaçların etkisini gösterme süresi de değişebiliyor. Sadece 15 – 20 dakika sonra ağrının azalması söz konusu olabileceği gibi bu sürenin 1 saati bulması da mümkündür.

İlginizi çekebilir –> Porselen Diş

İmplant Hangi Maddeden Yapılır?

Öncelikle implant sonrası ağrı olmasının nedeni bu materyalin üretiminde kullanılan malzeme değil, yapılan cerrahi müdahaledir. İmplantlar titanyum ve alaşımlardan üretiliyor. Bu materyaller ağız içi doku ile mükemmel bir uyum yakalıyor. Ağız içi sıvılarından olumsuz etkilenmiyor ve aynı zamanda ağız içi baskıdan, çiğneme kuvvetinden ya da benzeri unsurlardan zarar görmüyor. İmplantların kullanım ömrünün uzun olması bundan kaynaklanıyor da diyebiliriz. En önemli özelliği ise titanyumdan yapılan implantların vücut tarafından yabancı bir cisim olarak algılanmamasıdır. Bu nedenle alerjik reaksiyon riski de bulunmuyor.

Göz atın –> Empress Kuron Kaplama

İmplantın Tutmadığı Nasıl Anlaşılır?

Kimi zaman implant sonrası ağrı olması, hastalar tarafından implantın tutmadığı şeklinde yorumlanabiliyor. Deneyimli bir diş hekimi tarafından dikkatlice yapılan bir implant uygulamasının tutmaması mümkün değildir. Bu durumun son derece ender yaşandığının altını çizelim. Tutmadığının göstergesi ise implantın sallanmasıdır. Dokularda iyileşme tamamlandığı halde implantta sallanma meydana geliyorsa, tutmama ihtimali son derece yüksek demektir.

Bir diğer gösterge de tedavinin üzerinden uzun süre geçmesine karşın ağrının geçmemiş olmasıdır. Aynı zamanda pek çok hastada olan ağrı şiddetinden daha fazla ağrı yaşanması da söz konusu olabilir. İmplant tutmadığında enfeksiyon gelişme riski de yüksek olur. Enfeksiyon olduğunda ağız içerisinde kötü bir koku ve tat olur. Hastanın ateşi yükselir ve kimi zaman kötü kokulu bir akıntı da meydana gelebilir. Bu durumda zaman kaybetmeden diş hekiminize başvurmanız son derece önemlidir. Konuyla ilgili sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Dişçi Korkusu

 

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Gingivektomi Nedir? Hangi Durumlarda Uygulanır?

Gingivektomi işlemi yapılan cerrahi bir müdahale ile diş eti dokusunun uzatılması şeklinde özetlenebilir. Bu işlem halk arasında ‘diş boyu uzatma’ ya da ‘diş eti kısaltma’ gibi isimlerle de anılabiliyor. Hem estetik açıdan daha güzel bir diş görünümü elde etmek hem de çeşitli diş eti hastalıklarını tedavi etmek amacıyla gerçekleştirilebilen bu işlem kapsamında diş eti dokusuna mutlaka müdahale edilmesi gerekiyor. Dişin çevresinde bulunan diş eti dokularının şekillendirilmesi esasına dayanan işlem sayesinde estetik bakımdan daha güzel bir gülüş elde etmek de mümkün olabiliyor. Söz konusu müdahalenin mutlaka diş eti hastalıkları alanında uzmanlaşmış olan periodondistler tarafından gerçekleştirilmesi gerektiğini de belirtelim.

Kimi zaman beslenme sonrasında dişler fırçalansa bile diş etlerinin arasında gıda parçaları kalabiliyor. Bu durum diş etlerinin yapısından ya da şeklinden kaynaklanabiliyor. Bu gibi durumlarda hem dişlerin hem de diş etlerinin zarar görmesini engellemek amacıyla da gingivektomi işleminin yapılması gerekebilir. Sadece diş etlerinin konuşma ya da gülme sırasında aşırı oranda görünüyor olması bile bu işlemin devreye girmesi için yeterli olabiliyor.

Yukarıda sıraladığımız durumları ya da problemleri yaşayanlar ise bu işlem hakkında daha fazla bilgi almak istiyor. İşlemin nasıl yapıldığı, sonrasında nelere dikkat edilmesi gerektiği konuları da detaylı bir şekilde aktaracağız. Ancak öncesinde bu işlemin hangi durumlarda gerçekleştirildiğini mercek altına alalım.

Gingivektomi Hangi Durumlarda Uygulanır?

Diş hekimliğinde gingivektomi işlemi farklı amaçlara yönelik olarak uygulanabiliyor. Bu amaçlar arasında 3 faktörün ön plana çıktığını söyleyebiliriz.

Estetik

Gülme ya da konuşma sırasında diş etlerinin olması gerekenden daha fazla görünmesi, estetik açıdan nahoş bir görüntü oluşturabiliyor. Bu gibi durumlarda gingivektomi işlemi gerçekleştirilir. Estetik açıdan gülümsemenin güzel görünmesi için diş etlerinin yaklaşık olarak 2 mm görünmesi gerekir. Daha fazla görünmesi durumunda hastalar estetik kaygılar nedeniyle diş hekimine başvuruyor. Diş etlerinin olması gereken miktarda ve güzel görünmesi için siz de bu işlemden faydalanabilirsiniz. Bu amaçla en çok üst ön dişlerin bulunduğu bölgedeki diş etlerine müdahale ediliyor.

Fonksiyon

Dişin fonksiyonel açıdan düzeltilmesi için bazen boyunun diş eti hizasına kadar uzatılması gerekebiliyor. Bu gibi durumlarda da söz konusu işlemin yapılabildiğini söyleyebiliriz. Dişin çok daha fonksiyonel olması da bu işlemin yapılmasındaki yaygın amaçlardan biridir.

Diş Etlerinde Büyüme

Hastaların fibrotik, kalın biyotipe sahip olması durumunda diş etlerindeki büyümeni tolere edilmesi gerekiyor. Gingivektomiyle birlikte gingivoplasti cerrahisinin de tercih edilebileceğini söyleyebiliriz. Diş etlerinde büyüme olması çok yaygın yaşanan bir sorun değildir.

Gingivektomi Nasıl Yapılır?

Sıklıkla merak edilen hususlardan biri de gingivektomi işleminin nasıl yapıldığı oluyor. İşleme başlanmadan önce müdahale edilecek bölgenin uyuşturulduğunu belirtelim. Bu sayede müdahale sırasında hastanın acı ya da ağrı hissetmesinin de önüne geçilebiliyor. Hem estetik kaygılar hem de diş eti sorunlarının giderilmesi amacıyla yapılan müdahalelerde öncelikle lokal anestezi gerçekleştiriliyor. Diş boyunun uzatılmasına başlanmadan önce diş taşlarının temizlenmesi gerektiğini de unutmamalısınız. Diş taşı temizliği, sağlıklı diş ve diş etlerine sahip olmak için son derece önemli bir aşamadır.

Bazı hastalarda kök yüzeyi düzleştirme işleminin yapılması da gerekebiliyor. Sonrasında ise gingivektomi amacına yönelik olarak diş etlerine müdahale ediliyor. İşlem sırasında ise özel tıbbi aletler kullanılıyor. Aynı zamanda koter ya da lazer cihazı kullanımına da gerek duyulabilir. İşlem süresi her hastada aynı olmaz. Kaç adet diş boyunun uzatılacağına bağlı olarak bu süre değişkenlik gösterebilir. Aynı zamanda hangi dişlerin boyunun uzatılacağı da işlem süresini etkileyen bir diğer unsur olarak karşımıza çıkıyor. Bu süre sadece 15 dakika olabileceği gibi 1 saat de olabilir.

İşlemin ardından diş etlerinin üzerine bandaj yerleştiriliyor. Bandaj müdahale edilen bölgeyi koruyor ve iyileşmenin daha sorunsuz gerçekleşmesine yardımcı oluyor. Yerleştirilen banda bir hafta ile 10 gün arasında değişen bir süre boyunca kalmalıdır. Elbette beslenmeye ya da konuşmaya engel bir bandaj uygulamasından söz etmiyoruz. Hastaların işlem sonrasında kullanılan bandaja dair bir endişe duymaları gerekmez. İyileşmenin tamamlanması ise çoğunlukla 3 hafta ile 4 hafta arasında değişiyor. Uygulanan işlemin net bir şekilde son haliyle gözlemlenebilmesi ise 2 aylık bir zaman dilimini gerektiriyor. Bazı hastalarda bu süre 3 ayı da bulabilir. Söz konusu sürenin değişmesinin nedeni ise her hastada dokulardaki iyileşme hızının aynı olmamasıdır.

Gingivektomi Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Elbette gingivektomi sonrasında bazı hususlara dikkat edilmesi gerekiyor. Dikkat edilmesi gereken unsurların başında işlem sonrasında konan bandaj geliyor. Bandajın bulunduğu süre boyunca çok sert gıdaların tüketilmesinden uzak durulmalıdır. Sert yiyecekler iyileşme sürecini sıkıntıya sokabilir. Diş hekiminin belirttiği uyarıların dikkate alınması, çok saha hızlı ve sorunsuz bir iyileşme süreci yaşanmasına yardımcı olacaktır.

İşlem sonrasında hafif ağrı olması muhtemeldir ve son derece normaldir. Diş hekimi tarafından reçete edilen ağrı kesici ilacı, belirtilen dozajda kullanabilirsiniz. Ağrı kesici ilaçların da etkisi de diş etlerinde hissedilen ağrının kontrol altına alınması mümkün olacaktır. Ancak ağrının dayanılmaz derecede olması, şiddetinin gün geçtikçe artması gibi durumlarda geç kalmadan diş hekiminize bilgi vermeniz de gerekiyor.

İyileşme döneminde ağız ve diş temizliğinin asla ihmal edilmemesi, dikkat edilmesi gereken önemli hususlardan biridir. Elbette bandaj mevcut olduğunda dişlerin fırçalanması mümkün olmaz. Ancak beslenme sonrasında suyla gargara yapılabilir ve gıda parçalarının diş aralarından temizlenmesi sağlanabilir. Diş hekiminiz bu sürede gargara ve diş ip kullanmanız da önerebilir. Diş ipi yardımı ile diş aralarında sıkışan yemek artıklarının uzaklaştırılması sağlanabilir.

İlginizi çekebilir –> Diş Eti Çekilmesi

Gingivektomi İle Gingivoplasti Arasındaki Fark

Çoğu zaman gingivektomi ile gingivoplasti birbirine karıştırılıyor. Gingivektominin en genel şekilde cerrahi bir müdahale ile diş eti dokusunun bir bölümünün dişlerden uzaklaştırılması işlemi olduğunu söyleyebiliriz. Bu yönüyle işlem, gingivoplastiden ayrılıyor. Zira gingivoplasti, diş çevresinde mevcut olan sağlıklı diş etlerinin şekillendirilmesi işlemidir. Bu iki yöntem hem uygulanma şekli hem de gerçekleştirilme nedeni açısından birbirinden farklıdır. Ortak yönleri ise müdahale edilen bölgenin diş eti dokusu olmasıdır.

Göz atın –> Dişlere Zarar Veren Alışkanlıklar

Gingivektomi Riskleri Ve Zararları Nelerdir?

Bu işlemden faydalanmak isteyen hastalar gingivektomi zararlı mı ya da riskleri neler gibi soruların yanıtını da merak ediyor. Öncelikle bu işlemin uzun süredir uygulandığını belirtmeliyiz. Doğru şekilde ve deneyimli bir diş hekimi tarafından yapılması durumunda son derece güvenli olan müdahalelerden biri olduğunun da altını çizmeliyiz. Elbette her türlü cerrahi müdahale kendi içerisinde küçük de olsa bazı riskler içerir. Ancak söz konusu işlemde risklerin çok ciddi boyutta olmadığının da bilinmesi gerekir. Riskler arasında kanama ve enfeksiyon ön plana çıkıyor. Bu riskleri önlemek için de gerekli önlemler alınıyor.

Önemli olan hastaların işlem sonrasında ağız ve diş sağlığına, temizliğine, hijyenine dikkat etmesidir. Bu sayede olası enfeksiyon riskinin de azaltılması mümkün olacaktır. gerektiğinde antibiyotik ilaç da reçete edilir ve antibiyotik ilaç kullanımı da işlem sonrası diş etlerinde enfeksiyon gelişmesini önler. Sonuç olarak son derece güvenli bir şekilde uygulanan işlemlerden biri olduğunu belirtmeliyiz. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Dijital Gülüş Tasarımı

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Box Teknik (Greftleme) Nedir? Nasıl Yapılır?

Box teknik genellikle çene kemiğinde yüksek oranda erime olması durumunda devreye giren bir uygulamadır. Özellikle implant tedavisinden faydalanılmak ve eksik diş sorununun giderilmesini sağlamak istendiğinde, çene kemiğinin yeterli oranda olmaması durumunda bu yöntem tercih edilebiliyor. Çeşitli nedenlere bağlı olarak kaybolan çene kemiği dokusunun yeniden oluşturulması gerektiğinde kullanılan bu yöntem sayesinde bir yapılandırma söz konusu oluyor.

Kullanılan materyaller ise laboratuvar ortamında hazırlanıyor. İnsan kemiğine son derece yakın bir formda olan malzemelerin kullanıldığını söyleyebiliriz. Kaybolan çene kemiğinin yeniden yapılandırılmasını sağlamak için hazırlanan bu materyallerin çeke kemiğine yerleştirilmesi gerekiyor.

Elbette hastadan işlem öncesinde kemik bloklar alınması gerekmiyor. Özel olarak hazırlanan kemik materyaller ile poly D, L-lactic acid (PDLLA) kullanılıyor. Bu sayede hastadan kemik alınması ihtiyacı da ortadan kalkmış oluyor. Bu yönüyle yüz güldüren tekniklerden biri olduğunu söyleyebiliriz. Hangi hastalara uygulanabildiği ya da tedavinin ne kadar sürdüğü gibi sıklıkla merak edilen hususları ele almadan önce işlemin nasıl yapıldığını daha detaylı aktaralım.

Box Teknik (Greftleme) Nasıl Yapılır?

Öncelikle box teknik işleminin amacının çene kemiğinin yapılandırılması olduğunu belirtmemiz gerekir. Kaybolan çeke kemiğinin 3 boyutlu olarak yapılandırılması, kemiğin implant işlemine hazır hale gelmesini de sağlıyor. Bu tekniğin gayet başarılı bir şekilde uygulanabildiğini de ekleyelim.  Eski dönemlerde çeke kemiğinin erimesi durumunda hastalar sadece sabit protezler kullanmak durumunda kalıyordu. Ancak günümüzde çeke kemiğinin desteklenmesini mümkün kılan bu teknik sayesinde implant uygulamalarından da istifade edilebiliyor. Dolayısıyla hareketli protezlere sabit bakmayan hastalar eksik diş sorunundan kurtulmak için bu seçeneğe rahatlıkla yönelebiliyor.

Bu yöntem sadece diş hekimliği alanında kullanılmıyor. Aynı zamanda uzun süredir plastik cerrahi alanında da tercih edilen bir tekniktir. Ender durumlarda beyin cerrahisinde dahi kullanılabiliyor. Dokular ile mükemmel bir uyum yakalayan polilaktik asit plakaları hazırlanıyor ve box teknik çerçevesinde çene kemiğine yerleştiriliyor. İşlemde hayvan kemiklerinin çeşitli işlemler sonrasında kemik greftine dönüştürülmesi sağlanıyor. Kemik grefti ise işlemin ardından sağlıklı bir kemik dokusu elde edilmesine olanak tanıyor. Ancak kemik dokusunun elde edilmesi için 6 ay ile 8 ay arasında bir süre beklenmesi gerektiğini de unutmamak lazım…

Bu süre bazı hastalarda daha kısa ya da daha uzun olabilir. Sağlıklı bir kemik dokusunun oluşmasıyla birlikte implant uygulamasına başlanabiliyor. Hastalar eksik diş sorunundan kurtuluyor ve aynı zamanda estetik açıdan da güzel görünen bir diş yapısına kavuşuyor. Üstelik işlem için hastanın vücudundan kemik alınması gerekmiyor. Bu özelliği söz konusu tekniğin çok daha fazla tercih edilmeye başlanmasının nedenlerinden biridir.

Box Teknik Hangi Hastalara Uygulanabilir?

box teknik hangi hastalara uygulanabilir

Yaşın ilerlemesi, çene kemiğinde kemik kabı meydana gelmesinin yaygın nedenlerinden biridir. Bu yüzden ilerleyen yaşlarda box teknik de sıklıkla uygulanıyor. Zira çene kemiğinde yeterli hacim olmaması halinde implant tedavisi gerçekleştirilemez. İşte bu nedenle öncelikle çene kemiğinin yeniden yapılandırılması gerekiyor. Bu noktada da devreye, halk arasında ‘kutu tekniği’ olarak da adlandırılan bu yöntem giriyor. Çene kemiğinde aşırı oranda kayıp meydana gelmiş olan hastalar, bu işlemin en sık yapıldığı gruptur.

Konuya dair sıklıkla merak edilen hususlardan biri, uzun yıllar total protez kullanmış olan hastaların da işlemden faydalanıp faydalanamayacağı oluyor. Elbette bu kişiler için de söz konusu uygulama gerçekleştirilebilir. Daha önce protez diş kullanmış olmak, çene kemiğinin artık yapılandırılamayacağı anlamına gelmiyor. Bazı operasyonlar ya da travmalar da çene kemiğinde kayıplara yol açabilir. Bu gibi problemler yaşandığında da box tekniğin rahatlıkla uygulanabildiğini belirtebiliriz.

Kimi zaman diş çekimi işlemi gerçekleştirilir ve bu işlemden kaynaklı olarak kemik düzeyi istenen seviyeye gelmez. Haliyle bu işlem gerçekleştirilerek çene kemiğinin desteklenmesi sağlanır. Kısacası yetersiz çene kemiği durumu olduğunda bu teknik uygulanabiliyor ve rahatlıkla başarılı neticeler elde edilebiliyor. Bu işlemin geniş bir hasta grubunda uygulanabilir olması da önem taşıyan hususlar arasında yer alıyor.

Çene Kemiği Neden Erir?

Yapılan araştırmalarda 35 yaş sonrasında çene kemiği ile ilgili bazı sorunların ortaya çıkabildiği anlaşıldı. Kadınlarda özellikle menopoz dönemi sonrası kemik kaybı meydana gelmesi durumundan çene kemiği de etkileniyor. Bununla birlikte diş eti hastalıkları da çene kemiğini olumsuz etkileyen ve zamanla kemik kayıplarına yol açan durumlardan biridir. Genç yaşlarda da diş eti hastalıklarına bağlı olarak kemik kayıpları oluşabilir ve dolayısıyla box teknik işlemine ihtiyaç duyulabilir. Diş eti hastalıklarının sadece ilerleyen yaşlarda görülmediğini, genç yaşlarda da ortaya çıkabilen bir sağlık sorunu olduğunu unutmamak lazım…

Yaşın ilerlemesi ise başlı başına kemik kaybı nedeni oluyor. Aynı zamanda dişlerin yanlış fırçalanmasından kaynaklı olarak da önce diş etlerinin sonrasında ise çene kemiğinin olumsuz etkilenebildiğini söyleyebiliriz. Bir diğer neden de diş çekimidir. Diş protezlerinin hatalı yapılmış olması da çene kemiğinin erimesine yol açabilir ve haliyle box teknik uygulamasına ihtiyaç doğabilir.

Kaybolan Çene Kemiği Yeniden Yapılabilir Mi?

çene kemiği yeniden yapılır mı

Kaybolan çene kemiğinin yeniden yapılandırılması mümkündür. Zira box teknik de işte bu nedenle uygulanıyor. Laboratuvar ortamında, hayvan kemiklerinin özel işlemlerden geçirilmesi sonrasında insanlarda kullanılabilecek bir materyal elde ediliyor. Bu materyal, insanların çene kemiği dokusuna uygun bir formda oluyor. Cerrahi bir müdahale eşliğinde PLA plakalarının absorbe edilmesi işlemi gerçekleştiriliyor. Böylelikle çene kemiğinde yeniden yapılanma sürecinin başlaması sağlanıyor. İmplant uygulamasının önündeki en büyük engellerden biri çene kemiği hacmindeki yetersizliktir. Bu işlem, söz konusu engeli de ortadan kaldırmayı başarıyor. Haliyle daha fazla sayıda kişinin implant işleminden faydalanmasının da yolu açılmış oluyor.

İlginizi çekebilir –> Bonding Uygulaması

Box Teknik Fiyatları Ne Kadar?

Hastalar box teknik fiyatları konusunda bilgi almak isteyebilir. Ancak bu yöntemde fiyatlar çeşitli unsurlara bağlı olarak değişkenlik gösteriyor ve bu nedenle net bir fiyattan söz etmemiz de pek mümkün olmuyor. Diş hekiminin deneyiminden, çene kemiğinin ne oranda desteğe ihtiyaç duyduğuna kadar pek çok unsur fiyatları da etkisi altına alabiliyor.

Göz atın –> Diş Dolgusu

Box Teknik Tedavi Süresi Ne Kadar?

Elbette hastalar diş ya da çene kemiği ile alakalı işlemlerin olası en kısa zamanda tamamlanmasını istiyor. Bu nedenle box teknik tedavi süresinin ne kadar olduğu da en sık merak edilen hususlardan biri oluyor. Ancak söz konusu işlemde hastaların sabırlı olması gerektiğini belirtmeliyiz. Bu işlem sadece birkaç gün içerisinde sonuç alınan bir uygulama değildir. İmplant tedavisi aşamasına geçilmeden önce kemik dokusunun yapılanma sürecinin tamamlanmasını beklemek gerekiyor. Bu süre her hastada aynı olmamakla birlikte 6 aya hatta 8 aya kadar uzayabiliyor. Kemik hacminin ideal orana ulaşmasından önce implant işleminin yapılması mümkün olmaz. Zira yapılsa dahi başarılı bir sonuç alınamaz.

Kutu tekniğinin gerçekleştirilmesi yani hazırlanan materyalin çene kemiğine yerleştirilmesi sadece tek bir seans içerisinde tamamlanır. Ancak implant aşamasına başlanması için hastaların bir süre beklemesi gerekir. Bu süre zarfında kemik dokusu hacmi artar. İmplant öncesi ne kadar beklemeniz gerektiği konusunda diş hekiminize de danışabilirsiniz. Bu sayede tarafınıza tahmini bir süre bilgisi iletilecektir. Konuyla ilgili tüm sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Lamine Diş

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Bonding Uygulaması Nedir? Nasıl Yapılır?

Bonding uygulaması sunduğu avantajların da etkisi ile son dönemde daha fazla tercih edilmeye başlandı. Dişler üzerinde herhangi bir aşındırma işleminin yapılmasına gerek kalmadan uygulanabiliyor olması ise en çok ön plana çıkan özelliklerden biridir. Kompozit dolgu malzemeleri kullanılarak gerçekleştirilen bu işlemde özel olarak hazırlanan materyaller dişe yapıştırılıyor. Bu sayede dişlerin estetik açıdan çok daha güzel görünmesi sağlanıyor.

Söz konusu işlemin en önemli özelliklerinden biri de dişlere herhangi bir zarar vermiyor olmasıdır.  Dişlerde hasar yaratmadan uygulanan bu işlem sayesinde küçük çaplı şekil bozukluklarının giderilmesi mümkün olabiliyor. Aynı zamanda dişler arasında aşırı olmamak kaydıyla aralıkların bulunması durumunda da bu işlemden faydalanılabiliyor. Bir anlamda ayrık dişleri birleştirme yöntemlerinden biri olarak da tercih edilebileceğini söyleyebiliriz. Dişe yapılan basit bir ilave ile estetik bakımdan çok daha etkileyici ve çarpıcı bir görünüm elde etmeyi mümkün kılan bir işlemdir.

Elbette bu denli tercih edilen ve ilgi gören bir işlem olması nedeniyle bonding hakkında pek çok husus da merak ediliyor. Ağrı yapıp yapmadığı, kimlerin bu işlemden faydalanabileceği ya da ne gibi avantajlar sunduğu konularında bilgiler aktaracağız. Aynı zamanda merak edilen diğer hususlara da açıklık kazandıracağız. Fakat öncesinde uygulamanın nasıl yapıldığını ele alalım

Bonding Uygulaması Nasıl Yapılır?

bonding uygulaması nasıl yapılır

Dişin sadece şeklinin değil aynı zamanda renginin değiştirilmesi amacıyla da tercih edilen bonding uygulaması kısa zamanda tamamlanabilen işlemlerden biridir. Bu uygulamanın temel amacının dişte hasar yaratmamak olduğunu da belirtmeliyiz. Kimi zaman dişlerde çok basit kusurlar olabiliyor. Bu gibi durumlarda da bondingin devreye girmesi mümkündür. Diş hekimi tarafından yapılan basit bir muayene sonrasında söz konusu işleme dair planlama yapılıyor. Bu planlama kapsamında anestezi uygulanıp uygulanmayacağı, hangi dişlerin planlamaya dahil edileceği de belirlenir.

İşlem aşamasında ise dişin yüzeyi ile dolgu materyalin arasındaki bağlantıyı sağlamak adına bağlayıcı ajanlar devreye girer. Bonding materyalinin dişe ince bir katman şeklinde uygulanması ile diş kusurları ortadan kaldırılır, diş daha doğal ve güzel bir renk kazanır. Materyalin dişe yerleştirilmesinin ardından dişin şekillendirilmesi de gerçekleştirilir ve son aşama olarak da basit bir cila uygulaması yapılır. Cila uygulaması dişin renklenmesini önlemek, pürüzsüz bir diş görünümü yakalamak adına önemlidir. İhtiyaç olması durumunda işlemden bir hafta sonrasında yeniden cila uygulaması yapılabilir ve böylece dişin lekelenme olasılığı da düşürülür.

Bonding Uygulaması Ağrı Yapar Mı?

Daha önce de değindiğimiz gibi bonding uygulaması sırasında dişlerde bir aşındırma işlemi yapılmaz. Aynı zamanda diş etlerine ya da çene kemiğine de bir müdahalede bulunulmuyor. Dolayısıyla işlem sırasında acı yahut ağrı hissedilmesi pek mümkün olmaz. Çoğu zaman anesteziye gereksinim duyulmadan işlemin gerçekleştiriliyor olması da bundan kaynaklanır. Sadece ender durumlarda hastaya anestezi yapılır ve bölge uyuşturulur. Sonuç olarak ağrı, sızı gibi konularda herhangi bir endişe yaşanmasına asla gerek yok.

Bonding Uygulamasının Ömrü Ne Kadar?

Diş hekimliğinde kullanılan malzemelerin kalitesi, yapılan işlemin kullanım ömrünü de etkileyebiliyor. Şayet bonding uygulaması kalite düzeyi yüksek materyaller kullanılarak gerçekleştirilirse kullanım ömrünün 10 yıla kadar uzayabileceğini söyleyebiliriz. İşlemin kullanım ömrü tamamlandığında ise yeniden yapılabilir. Yani bu uygulama tekrarlanabilme özelliği taşır.

Daha erken dönemde yapılan işlemle ilgili herhangi bir sorun yaşandığından da tekrar yapılması sağlanabiliyor. Bu arada işlemin çoğunlukla sadece tek bir seansta tamamlandığını da belirtmeliyiz. Fakat bazı hastalar için seans sayısı 4 – 6 arasında da olabilir. Bu konuda belirleyici olan unsur dişlerin ihtiyaçlarıdır. Her bir seans süresi ise 1 saat ile 1,5 saat arasındadır. Bondingle ilgili görüşme yaptığınızda diş hekiminizden tahmini bir seans sayısı bilgisi alabilirsiniz.

Bonding Uygulamasını Kimler Yaptırabilir?

kimlere yapılır

Sadece dişlerde daha düzgün bir görünüm kazandırmak amacıyla tercih edilmeyen bonding uygulaması farklı amaçlara yönelik olarak da gerçekleştirilebiliyor. Bu nedenle söz konusu işlemin oldukça geniş bir hasta grubu tarafından yaptırılabildiğini söyleyebiliriz. Özellikle dişler arasında küçük ayrıklıklar olması ya da minimal düzeyde diş kırıkları olması sıklıkla yaşanan durumlar arasında yer alıyor. Bu uygulama da söz konusu sorunları yaşayanlar tarafından güvenle tercih edilen yöntemlerden biridir. Kimlerin rotasını bu uygulamaya çevirebileceği sorusunun yanıtını sizlere kısa bir liste halinde aktarabiliriz:

  • Diş rengini birkaç ton değiştirmek isteyenler
  • Dişteki şekil bozukluğundan kurtulmak isteyenler
  • Dişinde ya da dişlerinde kırıklar olanlar
  • Diş aralarında küçük çapta boşluk olanlar
  • Dişlerinin boyunu eşitlemek isteyenler
  • Diş uçlarında çentikli bir görünüm olanlar ve bu sorundan kurtulmak isteyenler
  • Pürüzsüz bir diş yüzeyi görünümüne sahip olmayı hedefleyenler

Yukarıda sıraladığımız unsurlar bu işlemin en sık yapılma amaçlarıdır. Elbette daha farklı nedenlerle de bu uygulamadan faydalanılabileceğini belirtmek gerekiyor.

Bonding Tedavisinin Avantajları

Herhangi bir nedenle bonding uygulaması yaptırmak isteyenlerin merak ettiği hususlardan biri de bu işlemin ne gibi avantajlar sunduğudur. Bu sorunun yanıtını da yine liste halinde sizlerle paylaşabiliriz:

  • Dişlerde kesme ya da aşındırma yapılması gerekmiyor
  • Dişler arasında aralıklar olduğunda ve bu aralıkların giderilmesi hedeflendiğinde yan dişlerin kesilmesine gerek kalmıyor
  • Diş boyunun çok kısa olması ve kişinin gülmesi, konuşması sırasında dişlerin görülmemesi durumunda da bondingin tercih edilmesi mümkün olabiliyor
  • Dişleri için lamine porselen yapılmasını planlayan hastalara nasıl görüneceğini gösterebilmek adına öncelikle bu işlem yapılabiliyor
  • Çoğu zaman işlem öncesinde lokal anestezi uygulamasına gerek duyulmuyor
  • Dişle ilgili yaşanan çeşitli problemlere son derece hızlı bir çözüm sunabiliyor

İşlem Sonrası Nelere Dikkat Edilmelidir?

Hastalar bonding uygulaması yaptırdıklarında öncelikle ağız ve diş temizliğini, bakımını ihmal etmemelidir. Bununla birlikte rutin kontrollerin de aksatılmaması gerektiğini belirtmeliyiz. Bu işlem, kullanım süresi boyunca ekstra bir bakıma gerek bırakmaz. Ancak her zamanki gibi ağız ve diş bakımını da ihmal etmemek önem taşıyor. Şayet lekelenme ya da kırılma gibi sorunlar oluşursa kontrol zamanını beklemeden diş hekiminize başvurabilirsiniz.

İlginizi çekebilir –>  Fiber Post Uygulaması

Bonding Fiyatları Ne Kadar?

bonding fiyatları

Her hasta için bonding uygulaması için ayrılması gereken bütçe aynı olmayabilir. Bu nedenle sizlere söz konusu işleme dair bir fiyat bilgisi vermek yanıltıcı olabilir. Kaç adet dişe işlemin yapılacağı, bondingin ne amaçla yapılacağı a da diş hekiminin deneyimi gibi bazı unsurlar fiyatları da etkileyebiliyor. Öncelikle muayene olarak şikayetleriniz hakkında diş hekiminize bilgi vermeniz çok daha doğru olacaktır. Bu sayede uygulanacak işlem planlanır ve tarafınıza fiyat bilgisi iletilir.

Göz atın –> Empress Kron

Bonding Kırılır Mı?

Öncelikle bonding uygulaması yapıldığında dişlerde asla kırılma olmaz şeklinde bir ifadede bulunamayız. Doğal dişlerde nasıl ki kırılma riski bulunuyorsa, bondingin de kırılması söz konusu olabilir. Bunu önlemek için de kalem, gözlük sapı gibi cisimlerin ısırılması gibi alışkanlıkların kesinlikle terk edilmesi gerekir. Aynı zamanda fındık gibi sert kabuklu gıdaların kabuğunun da asla dişlerle kırılmamasına dikkat edilmelidir. Dişlere sert bir darbe alınması durumunda da kırılma meydana gelebilir. Şayet kırılma olursa derhal diş hekiminiz ile görüşün. Çünkü basit kırıklar onarılabiliyor. Bondingle alakalı tüm sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Box Teknik

13 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Porselen Diş Nedir? Nasıl Yapılır? Çeşitleri Nelerdir?

Porselen diş uygulaması, estetik açıdan son derece güzel ve doğal bir görünüm sunuyor olması nedeniyle gün geçtikçe daha fazla tercih ediliyor. Çoğunlukla dişin fonksiyonunu kaybetmesi durumunda devreye giren bir işlemdir. Bu uygulama, dişin işlevsel özelliklerini yeniden kazanmasını sağlıyor olmaktan daha fazlasını sunabiliyor. Çünkü hastanın estetik bakımdan daha estetik bir gülüş kazanmasına yardımcı oluyor. Hangi durumlarda bu işlemin tercih edildiğine, ne gibi avantajlar sunduğuna ve özellikle kullanım ömrüne de değineceğiz. Öncesinde ise bu işlemin nasıl yapıldığını detaylı bir biçimde ele alalım.

Porselen Diş Nasıl Yapılır?

Öncelikle porselen diş uygulamasında kullanılan porselen materyalin metal ve metal olmayan elementler kullanılarak elde edildiğini belirtelim. Bu materyaller yüksek ısıda işleniyor ve elde edilen porselen dişler de diş hekimliği alanında çok uzun yıllardan bu yana güvenle kullanılıyor. Porselen dişlerin en önemli özelliği ise doğal diş minesi ile aynı ışık geçirgenliğine sahip olmasıdır. Işık geçirgenliği özelliği, porselen dişlerin gayet doğal bir görünüm sergilemesinde en önemli faktördür.  Dolayısıyla bir yandan dişlerdeki bozuklukları giderirken diğer yandan da gayet doğal bir görünüm sergiliyor olması, porselen dişlerin bu denli ilgi görmesini de beraberinde getiriyor.

Hastaya bu işlemin yapılmasından önce mutlaka ölçü alınması da gerekiyor. Dişler hastanın ağız ve diş ölçülerine uygun olarak yani tamamen kişiye özel olarak hazırlanıyor. Böylelikle uygulama sonrasında hastanın doğal diş görünümüne birebir uygun bir görünüm sergilemesi de mümkün kılınıyor. Ölçünün alınmasının ardından laboratuvar ortamında porselen dişlerin hazırlanması aşamasına geçiliyor. Sonrasında ise tek bir seans içerisinde porselen diş takılıyor. Tedavinin tamamlanması için çok uzun süre beklemek gerekmiyor.

Elbette işlemin yapılmasından önce bölgenin uyuşması sağlanıyor. Dolayısıyla işlem sırasında acı hissedilmesi engelleniyor ve hastalar porselen dişlerine gayet konforlu bir süreç eşliğinde kavuşabiliyor. İşlem sırasında acı hissedilmediğinden bu konuda endişesi olanlar da gönül rahatlığı ile söz konusu uygulama için randevu talep edebilir.

Porselen Diş Hangi Durumlarda Yapılır?

porselen dş hangi durumlarda yapılır

Ülkemizde ve dünya genelinde porselen diş işleminin yapılma nedenleri arasında en çok ön plana çıkan husus, diş kaybıdır. Diş kaybı nedeniyle hasta konuşma ya da çiğneme gibi diş fonksiyonları noktasında sorun yaşayabiliyor. Aynı zamanda diş kayıpları, hastaları özgüven açısından da rahatsız edebiliyor. Hastalar gülme konusunda kendilerinizi kısıtlayabiliyor ve eksik diş bölgesinin görünmesinden endişe ettiklerinden toplum içerisinde konuşma konusunda bile sıkıntı yaşıyor.

İşte bu gibi durumlarda porselen dişlerin tercih edilebileceğini söyleyebiliriz. Kimi zaman da diş çürüğü tedavisinin ardından dolgu uygulaması ile kapatılamayacak kadar geniş bir boşluk kalıyor. Porselen dişlerin bu gibi durumlarda da devreye girebildiğini söyleyebiliriz. Çapraşık diş bozuklukları yahut dişte herhangi bir nedenle kırık meydana gelmesi halinde de söz konusu işlemden faydalanılabilir. Burada önemli olan unsur hastanın diş eti sorunu yaşamıyor olmasıdır. Şayet diş etleriyle ilgili problemler yaşanıyorsa öncelikle tedavinin gerçekleştirilmesi gerekir. Sonrasında porselen dişlerin hazırlanması için ağız içerisinden ölçü alınması aşamasına geçilebilir.

Porselen Dişin Avantajları Nelerdir?

Elbette porselen diş uygulamasının farklı alternatifleri de bulunuyor. Ancak bazı avantajlar bu işlemi ön plana çıkarabiliyor. Bu işlemde kullanılan materyalin gayet dayanıklı olması önem taşıyor. Bu sayede kullanım ömrü de gayet uzundur. Hafif darbelere karşı dayanıklı olmasının yanı sıra dişin ısırma ya da çiğneme gibi fonksiyonlarının kullanım esnasında da bir problem yaşanmıyor. Bununla birlikte estetik ve doğal görünüm konusunda da beklentileri karşılamayı başaran bir uygulamadır.

Özellikle gülüş tasarımı işleminden faydalanmak isteyen hastaların büyük bölümü seçimini porselen dişten yana kullanıyor. Bunun nedeni ise natürel bir duruşa sahip olmasıdır. Tedavinin çok uzun sürmüyor olması da göz ardı edilmemesi gereken bir avantaj olarak karşımıza çıkıyor.  Hastalar tedavi için aylarca beklemek ya da iş hayatına uzun bir ara vermek durumunda kalmıyor. Kısa zamanda diş tedavisinin tamamlanmasını isteyen hastalar için de bu işlem daha cazip bir seçeneğe dönüşebiliyor.

Porselen Diş Çeşitleri Nelerdir?

porselen diş çeşitleri

Metal ve metal olmayan elementlerin alaşımı ile hazırlanan porselen diş çeşitleri genel olarak 4 farklı kategoride ele alınıyor.

  • Metal Alaşımına Kaynaştırılan Porselen

Bu seçenekte metal materyallerin de kullanıldığını söyleyebiliriz. Ancak diş hekimliği alanında uzun süredir kullanılan metal materyallere yer verildiğinden güvenle tercih edilebilir. Sadece bazı hastaların nikel gibi çeşitli metal materyallere alerjisi olabiliyor. Bu riski de göz önünde bulundurmak gerekir.

  • Titanyum Alaşımına Kaynaştırılan Porselen

Bilindiği gibi titanyum özellikle implant tedavilerinde adından söz ettiren bir materyaldir. Artık porselen diş uygulamalarında da titanyumdan faydalanılabiliyor. Kaplama alt yapısı olarak çok sık kullanıldığını belirtmek ise oldukça güç.

  • Altın Alaşımına Kaynaştırılan Porselen

Altın alaşımına kaynaştırılan porselen çeşitleri vücutta alerjik reaksiyona yol açmıyor olmasıyla dikkat çekiyor. Ancak tahmin edilebileceği gibi altın materyal kullanıldığından maliyeti çok daha yüksektir. Kimi zaman altının platin, paladyum, bakır ve kalay bileşimi ile hazırlanması da söz konusu olabilir. Fakat bu durum maliyetin yüksek olmasını engellemiyor. Bu nedenle söz konusu seçeneğin de büyük bir ilgi gördüğünü söyleyemeyiz.

  • Metalsiz Porselen Dişler

Porselen dişlerde en çok tercih edilen metalsiz olanlardır. Yarı saydam bir özellik taşır ve bu yönüyle de natürel bir görünüm sergiler. Metalsiz porselen dişlerin diğerlerinden daha fazla tercih ediliyor olması da bu özelliğinden kaynaklanıyor. Zirkonyum, full seramik, lamine diş ve emax çeşitleri ise son yıllarda en çok tercih edilenler listesinde yer alıyor.

Porselen Dişlerin Ömrü Ne Kadardır?

porselen diş ömrü ne kadar

Aslında porselen diş ömrü kişiden kişiye büyük farklılık gösteriyor. Bunun nedeni ise kişinin ağız ve diş temizliğine, hijyenine, bakımına ne kadar önem verdiği ile çok yakından ilgilidir. Porselen ile gerçekleştirilen diş kaplamaların ömrüne dair bir fikir vermesi açısından 15 yıl ile 20 yıl arası şeklinde bir bilgi iletebiliriz. Hastanın işlem sonrasında ağız ve diş temizliğini, hijyenini ihmal etmemesi durumunda maksimum kullanım ömründen faydalanılması da mümkün hale gelecektir. Fakat bu önemli hususların ihmal edilmesi durumunda tahmin edilebileceği gibi kullanım ömrü de daha düşük olacaktır. Porselen dişlerde seçenekler arasından hangisinin tercih edildiği de kullanım ömrünü etkiliyor. Zira yukarıda da söz ettiğimiz çeşitlerin tamamının aynı dayanıklılığa ya da aynı kullanım ömrüne sahip olduğundan söz edemeyiz.

İlginizi çekebilir –> Diş Çekimi Nedir

Porselen Dişin Zararları Var Mıdır?

Şimdiye kadar porselen diş uygulamalarının yarattığı zararlara rastlanmadı. Bu işlemin geçmişi yaklaşık olarak 10 – 15 yıla dayanıyor. Dolayısıyla uzun vadede herhangi bir zarara yol açıp açmadığı konusunda kesin veriler yok. Kısa vadede ise herhangi bir zararının olmadığı biliniyor. Önemli olan maliyetin düşmesi adına kalite düzeyi düşük materyallerin tercih edilmemesidir. Kalitesiz malzemeler ile gerçekleştirilmesi durumunda renk değişimi gibi çeşitli sorunlar yaşanabilir.

Göz atın –> Dijital Gülüş

Çerkezköy Porselen Diş Uygulayan Yerler

Çerkezköy ve çevre bölgelerde yaşayanlar da porselen diş uygulamasından faydalanabilir. Mutlaka farklı semtlere ya da şehirlere yönelmek gerekmiyor. Siz de bu işlemin sağladığı avantajlardan rahatlıkla faydalanabilirsiniz. Konuyla ilgili sorularınız varsa hemen yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Inlay Onlay Dolgu

12 Ocak 2022 Yazar Trakya.DenT 0 Yorumlar

Dijital Gülüş Tasarımı Nedir? Nasıl Uygulanır?

Dijital gülüş tasarımı son yıllarda daha fazla ilgi görmeye başlayan bütüncül tedavi seçeneklerinden biridir. Bu diş tedavilerinde en temel amaç hastaların estetik açıdan daha güzel bir gülüşe sahip olmasını sağlamak oluyor. Elbette hastanın ağız ve diş yapısına bağlı olarak ihtiyaçlar belirleniyor ve yapılacak olan işlemler de bu ihtiyaçlar doğrultusunda belirleniyor. Kimi zaman gülüş tasarımının gerçekleşmesi için öncesinde kalan tedavisi uygulanması gerekiyorken kimi zaman da tedaviye implant uygulamaları da dahil ediliyor.

Aynı zamanda diş etlerine müdahale edilmesi ya da dişlere kaplama yapılması gibi çeşitli işlemlerin de gerçekleştirilebildiğini söyleyebiliriz. Bu işlemler halk arasında ‘gülüş estetiği’ gibi isimlerle de anılabiliyor. Tedavi kapsamında çok sayıda unsur bir arada değerlendiriliyor. Kişinin yüz hattından ten rengine ve dudak yapısına kadar çeşitli unsurlar dikkate alınarak estetik ve güzel bir gülüş elde etmek için tedavinin planlanması sağlanıyor. Bu konuda merak edilen tüm hususlara açıklık kazandıracağız. Nasıl uygulandığı, kaç seansta tamamlandığı gibi konulara da değineceğiz. Öncesinde dijital gülüş tasarımının kalıcılığı konusunu ele alalım.

Dijital Gülüş Tasarımı Kalıcı mı?

Hastalar yapılan işlemler sonrasında dijital gülüş tasarımı kalıcı oluyor mu sorusunun yanıtını da merak ediyor. Öncelikle bu tedavide pek çok faktörün bir arada değerlendirildiğini ve hastanın ihtiyaçlarına bağlı olarak bir tedavi planlaması yapıldığını unutmamak gerekiyor. Tedavi kapsamında önce mevcut problemlerin giderilmesi gerekir. Bu kapsamda çürük diş tedavisi, diş eti hastalığı tedavisi ya da eksik dişlerin giderilmesi için implant uygulaması gibi işlemler gerçekleştiriliyor. Ardından hastaya özel tasarlanan dijital gülüş estetiği uygulamalarına başlanıyor ve bu kapsamda ihtiyaç olması durumunda gingivektomi yani diş eti estetiği uygulamaları da devreye girebiliyor.

Diş beyazlatma işlemleri ya da diş kaplama teknikleri ile hastanın daha beyaz, daha güzel görünen dişlere kavuşması da sağlanabiliyor. Kimi zaman da ortodontik tedaviler dijital gülüş tasarımına dahil ediliyor. Elbette sonuçlar kalıcı oluyor. Yani hastaların rutin ağız ve diş kontrolleri dışında düzenli olarak diş hekimine gitmesi ve dijital gülüş tasarımının yenilenmesi gerekmiyor. Sonuçlar kalıcı olduğundan sadece tek bir kez bu tedaviden faydalanmak yeterli olabiliyor.

Dijital Gülüş Tasarımı Nasıl Uygulanır?

dijital gülüş tasarımı nasıl uygulanır

Hastaya özel planlanan bir tedavi olması nedeniyle dijital gülüş tasarımı öncesinde yapılacak işlemler hakkında hasta ve diş hekiminin hemfikir olması gerekiyor. Muayene ile diş ve diş etlerinde bir sorun olup olmadığı kontrol ediliyor. Diş çürüğü gibi sorunlar mevcutsa öncelikle bu sorunların giderilmesi gerekiyor. Tüm sorunların giderilmesinin ardından daha önceden planlanan gülüş tasarımı uygulamaları gerçekleştiriliyor.

Elbette bu kapsamda fotoğraf ya da video çekimleri de yapılıyor. Görseller dijital ortama aktarılıyor ve hasta için estetik bakımdan en uygun gülüş tasarımı yine dijital ortamda hazırlanıyor. Bir anlamda bir gülüş dizaynı yapılıyor da diyebiliriz. Bununla birlikte hastanın alt ve üst çenesinden de ölçüler alınıyor. Mock up adı verilen uygulama kullanılıyor. Bu uygulama sayesinde gülüş tasarımı hastaya ağız içerisinde gösteriliyor. Hasta nasıl bir gülüşe sahip olacağı konusunda tedavi yapılmadan önce fikir sahibi olabiliyor. Ardından yapılacak işlemler sırasıyla gerçekleştiriliyor ve böylelikle tedavi tamamlanmış oluyor.

Dijital Gülüş Tasarımı Kaç Seans Sürer?

Tahmin edebileceğiniz gibi dijital gülüş tasarımı için gerekli seans sayısı da her hastada aynı olmuyor. Çoğunlukla 3 seansta işlemin tamamlandığını söyleyebiliriz. Ancak kimi zaman çürük diş tedavisi, diş eti tedavisi ya da implant ile eksik dişlerin tamamlanması gibi işlemlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor. İşte bu durumda seans sayısı da artabilir. Ancak sanıldığı gibi aylarca beklemek gerekmediğinin de altını çizmek gerekir. Sadece hastaya implant uygulaması yapılacaksa ancak çene kemiği dokusu yeterli değilse bu durumda kemik desteğinin gerçekleştirilmesi gerekiyor. İdeal kemik dokusunun oluşması için de minimum 4 ay beklenmesi gerekebiliyor. Bunun dışında yapılacak diğer işlemler için çok uzun süre beklemeye gerek olmadığını söyleyebiliriz. Diş hekiminizden toplamda kaç seansta işlemlerin tamamlanacağı ve ne kadar süre beklenmesi gerektiği gibi konularda daha fazla bilgi alabilirsiniz.

Dijital Gülüş Tasarımında Gösterilen Gülüşün Aynısı Yapılır mı?

Daha önce de değindiğimiz gibi dijital gülüş tasarımı kapsamında bir gülüş dizayn ediliyor ve hastaya gösteriliyor. Elbette gösterilen gülüşün birebir aynısı yapılıyor. Uygulama aşamasına geçilmeden önce hastadan da onay alındığını belirtmeliyiz. Yani dijital ortamda gösterilen gülüşün aynısına sahip olunabiliyor. Bu konuda hastalar endişe duymadan dijital gülüş tasarımından faydalanabilir.

Dijital Gülüş Tasarımı Fiyatları 2021

Maalesef dijital gülüş tasarımı fiyatları konusunda sizlere net bir bilgi aktaramayız. Çünkü her hastada estetik ve güzel bir gülüş elde etmek için yapılan işlemler aynı olmuyor. Bu durum fiyatlara da yansıyor ve farklı fiyatlandırmalar söz konusu olabiliyor. Örneğin gülüş tasarımına başlanmadan önce çürük dişlerin tedavi edilmesi gerekiyorsa hastalar daha yüksek bir fiyatla karşılaşır. Ancak hastada çürük diş bulunmaması durumunda fiyat da daha düşük olur. Dolayısıyla hangi işlemlerin tedaviye dahil edileceğine bağlı olarak hastaların ayırması gereken bütçeler de değişebiliyor.

2021 yılında da bu tedavinin fiyatlarına dair bir araştırma yaptığınızda karşınıza farklı rakamlar çıkacaktır. Bu durumun gayet normal olduğunu söyleyebiliriz. Randevu alarak basit bir muayeneden geçmeniz ve taleplerinizi iletmeniz durumunda fiyat konusunda da daha net bir rakam bilgisine ulaşabilirsiniz.

Gülüş Tasarımında Yüz Şekli Önemli midir?

Yüz şekli dijital gülüş tasarımı uygulamalarında son derece önemlidir. Çünkü dizayn edilen gülüşün kişinin yüz şekline uygun olması gerekiyor. Estetik bir gülüş ancak bu şekilde yakalanabilir. Dijital ortamda hazırlanan gülüş tasarımının tamamen hastaya özel olarak hazırlanmasının nedeni de yüz şekli ile bütünleşen bir gülüş görünümünün elde edilmek istenmesidir.

Göz atın –> Gingivektomi Nedir

Mükemmel Gülüşte Altın Kurallar Nelerdir?

mükemmel gülüşte altın kurallar

Çok sayıda kişinin rahatlıkla faydalanabildiği dijital gülüş tasarımı ile yüz hatlarına uyumlu, harika bir gülüş elde edilmesi mümkündür. Mükemmel gülüşte altın kuralları ise şu şekilde aktarabiliriz:

  • Dişer düzgün bir şekilde sıralanmış olmalıdır
  • Diş sıralamasında alt ve üst dişler arasında çakışma olmamalıdır
  • Üst ön dişlerin biraz daha ön plana çıkmış olması gerekir
  • Üst ön dişlerin diğer dişlere nazaran daha belirgin olması gerekir
  • Dudaklar ile diş etlerinin uyumlu bir görünüm sergilemesi gerekir
  • Ağızda eksik dişlerin olmaması gerekir
  • Dişlerin dizilişi ile yüz görünümü arasında bir uyum yakalanmalıdır
  • Dişlerde leke olmamalı ve doğal bir beyazlık sunmalıdır
  • Dişler parlak bir görünüm sergilemelidir

Şayet yukarıda sıralanan altın kuralların tamamı geçerli olursa mükemmel bir gülüş de elde edilmiş olur.

Göz atın –> Porselen Diş Nedir

Dijital Gülüş Tasarımı Avantajları Nelerdir?

Kuşkusuz dijital gülüş tasarımı avantajları arasında en mühim olanı, uygulama aşamasına geçilmeden önce hastanın nasıl bir gülüşe sahip olacağını görmesidir. Hastanın tamamen istediği ve aynı zamanda onay verdiği bir gülüşe sahip olması da önemli bir avantajdır. Ayrıca kimi zaman hastanın bile haberinin olmadığı diş ya da diş eti sorunları yapılan kapsamlı muayenede fark ediliyor, tedavi ediliyor. Dileyen herkesin bu işlemden faydalanabiliyor olması da avantajlar sıralamasında yer alıyor. Konuya dair sorularınızı yorum bölümüne yazabilirsiniz.

Bilgi sahibi olun –> Bonding Uygulaması

 

Kaynakça: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32373450/

СВЪРЖЕТЕ СЕ С НАС